Minikbitebessüm
durmazbahar sordu: tatlım o taytı nereden ne kadara aldın :O
hahahah faceden yaz söyliyim canım
+Alo..
-Alo
+Sen sürekli kaderinden nefret ettiğini dile getirmeyi ne zaman bırakacaksın geri zekalı?
- Hiç. Sadece kaderime has değil bu. İnsanlardan. Hayatıma dolaylı ya da doğrudan etkileri olan insanlardan. En çok kendimden.
+ Peki ama neden?
- Annem babam yok. Bu zamana kadar 3 kere aşık oldum çok büyük. Birini hastalıktan kaybettim. Şizofrendi. Olmadı. Sanki etimi kendim koparttım. Yani tam olarak bunun gibiydi ondan ayrılmak. 2. ye de çok aşık oldum seneler sonra… Onca sene de peşinden koştum. Sonra ulaştım… Aynı şehirdeydik başka semtdeydi, ben başka semtde. Sonra ne oldu? Defalarca aldatıldığımı çarptılar yüzüme. Kardeşim dediği bir adama aşıkmış, bunu benden ayrıldığını öğrendikten sonra öğrendim. Bir keresinde sırf görmek için kilometrelerce yol yürümüştüm. Yani bu basit birşeydi, ama seviyordum. Eski sevgilisi yüzünden ayrılmıştık. Sonra da diğerlerini öğrendim işte. Diğer aldattığı adamları. Sonra ben her şeye küstüm. Ayık gezmedim hiç. Kalbim çok kırıktı. Şarapla yapıştırıyordum. Kendi kendime dedim ki, oğlum bundan sonra kimseyi sevme. Epey zaman geçti. Kanım durdu. Fazla kalmamıştı zaten. Sonra yine aşık oldum. Hiç tanışmadan, sesini dahi duymadan hem de. Kırmızı kafalı bir kadındı. Söküp kalbimi verecek kadar aşık olmuştum tanımadığım bir kadına. Sonra ne oldu? Hiç. Hepsi gibi hiç. Herkes kadar hiç. İstememeyi öğrendim. Uzaktan da yetinmeyi. Zaman geçti. Kırmızı kafalı kadın şehrime geldi. Bu çok güzel bir şey değil mi? Ama o geldiğinde ben artık o şehrin köpeği değildim. Ben başka bir şehrin köpeği olmak için yola çıkmıştım. Bu kaderin sevilebilecek bir tarafı neresinde? Ben göremiyorum, sen görebiliyor musun? Üstelik kırmızı kafalı kad…
+ Siyah.
- Ne?
+ Saçlarım… Artık siyah…
- Gece gibi yani.
+ Kısmen…
(Kaynak: theykilledken)






